Loading...

Çocuklar Neden Sınırları Zorlar?

“Bilerek yapıyor…”

Bazen her bakım verenin aklından geçen, insanı şüpheye düşüren o düşünce. Koyduğunuz sınırları, sesiniz yükselene ve sabrınızın son noktasına gelene kadar deneyen bir çocuk… “Yapma” dedikten sonra gözünüzün içine bakarak yaptığında, bunun sizi sinirlendirmek için yapıldığını düşünmek çok anlaşılır.

Ancak çoğu zaman bu davranışların amacı gerçekten sizi öfkelendirmek değildir. Bu davranışları “inat etmek”, “bilerek sinirlendirmek” ya da “söz dinlememek” olarak tanımlamak, davranışın arkasındaki ihtiyacı kaçırmamıza neden olabilir.

Çocuklar çoğu zaman sizi değil, sınırı test eder. Ekran süresi koyduğunuzda uzatmaya çalışması, uyku saatinde oyalanması ya da diş fırçalama zamanı geldiğinde başka şeylerle meşgul olması… Bunlar sizi zorlamak için değil, sınırları anlamlandırmak için ortaya çıkan davranışlardır.

Çocuğun zihninde aslında şu sorular vardır: Gerçekten bir sınır var mı? Bu sınır her seferinde aynı mı kalıyor? Bu sınırlar içinde güvende miyim? Duygularım bu sınırlar içinde kabul ediliyor mu?

Sınırların zorlanması çoğu zaman gelişimin bir parçasıdır. Çocuklar dünyayı deneyimleyerek öğrenir; kuralları test etmek de bu öğrenme sürecinin doğal bir parçasıdır. Özellikle 2–6 yaş aralığında bu davranışların daha sık görülmesi beklenir. Bu dönemde özellikle etkili olan bazı durumlar vardır;

  • Çocuklarda dürtü kontrolünün gelişmemiş olması; Dürtü kontrolü bu yaş aralığında henüz tam olarak gelişmemiştir. Dolayısıyla çocuk istediğini gerçekleştirmeye daha meyillidir. Kurallara, sınırlara uyum sağlamak henüz istediğini yapmaktan daha öncelikli halde değildir.
  • Hayal kırıklığı toleransının düşük olması; Duygusal gelişim süreci devam etmekte olan çocuklar hayal kırıklığı -ve diğer duygular- karşısında ne yapacağını bilemeyebilir, baş etme yollarını henüz keşfetmemiştir.
  • Bağımsızlık ihtiyacıyla yoğundur. Çocuk bu yaş aralığında bakım verenden uzaklaşarak bağımsızlaşmaya çalışır, söylenenlere itiraz eder. “Hayır” en çok kullandığı kelimelerden biri olur. Söyledikleriniz somut gerçekler olsa da kabul etmeyebilir. Çünkü bu dönemde kendi bağımsızlığı ön plandadır, bağımsızlığı deneyimler. Ancak bu süreçte bakım verenlere ihtiyaç duyduğunda ulaşabiliyor olması ayrışma ve yalnız kalma kapasitesinin gelişimi için çok önemlidir.

Bazı çocuklar diğerlerine göre daha fazla sınır zorlayabilir. Bunun birkaç sebebi olabilir;

  • Sınırların tutarlı olmaması, ebeveynlerin ortak bir kararda buluşamıyor oluşu sınırların zorlanmasına alan açar. Bir gün uyku saatinde uyuması gerektiği hatırlatılan çocuk ertesi gün rastgele bir saatte uyuyabiliyorsa uyku saatiyle ilgili sınırı sürekli deneyecektir. Benzer şekilde bir bakım verenin “evet” dediğine diğer bakım veren “hayır” diyorsa çocuk buradaki anlaşmazlığı da değerlendirecek ve sınırları zorlayacaktır. Çocuğun bu durumda test ettiği şey bakım verenler veya sınır değil, sınırın güvenirliğidir.
  • Bazı çocuklar daha hassas bir sinir sistemiyle dünyaya gelirler. Duyguları yaş grubuna göre daha hızlı yükselir, sakinleşmesi daha uzun vakit alır. Bu durumda çocuğun sinir sistemini sakinleştirmek için daha fazla düzenlemeye ihtiyacı olur. Bu çocuğun “zor çocuk” olmasına yol açmaz; sadece diğer ihtiyaçlarda da olduğu gibi diğer çocuklara göre daha fazla veya daha az ihtiyaç duyuyordur.
  • Bazen sınırları zorlamak daha fazla bağlantı ihtiyacını belirtir. Çocuk sınırları deneyerek “görülmek” istediğini ifade eder. Yoğun günlerde bu davranış artış gösterebilir.

Ebeveynlerin bu durumlarda tutarlı davranması en önemli yaklaşım biçimidir. Tutarlı olmak mükemmel olmaktan daha önemlidir. Her zaman aynı tepkiyi vermek tabii ki mümkün olmayacaktır, ancak mümkün olduğu kadar benzer durumlarda benzer tepkileri vermek çocuk açısından öngörülebilirlik sağlar ve güven hissiyatını destekler. Diğer önemli nokta ise ebeveynin kendi regülasyon kapasitesidir. Ebeveynin de duygusal olarak yükselmesi ve yüksek tepkiler vermesi çocuğu sakinleştirmek  ve krizi yönetmek yerine bir güç savaşına alan açabilir. Bu nedenle ebeveynin öncelikle kendi duygularına odaklanması ve regüle olması önemlidir. Sınırların zorlandığı durumu yönetirken önemli olan diğer bir konu ise davranışa değil ihtiyaca odaklanmaktır. Eğer çocuk ihtiyacını gösterebilmek için davranışı sergiliyorsa, ihtiyaç görülüp anlaşılana kadar davranışı farklı biçimlerde devam ettirebilir. İhtiyacın görülmesi hemen o an karşılanması demek değildir, bazen o an karşılanamayacak şeyler de istiyor olabilir çocuk. Önemli olan İhtiyacın anlaşılmış olması ve karşılanacağı güveninin çocuğa verilmiş olmasıdır. Ve son olarak sınırı belirlerken çocuğu anladığınızı ve sınırı beraberce, net şekilde belirtin. Sadece sınırı koymak ya da sadece “anlıyorum” demek işlevsel olmayacaktır.

Hiçbir öneri sınırların zorlandığı durumlarda sihirli bir çözüm getirmeyecek. Sınırlar, gelişim devam ettiği sürece denenmeye devam edilecektir. Çocuk sınırları deneyerek bu dünyada güvende olduğunu, görüldüğünü, ihtiyaçlarının anlaşıldığını ve karşılanacağını öğrenecektir. Bakım veren bu süreci bir savaş gibi algıladığında çatışma büyüyecek, çocuğun iletmek istediği bir mesaj olarak algıladığında ise ilişkiyi derinleştirecektir.

Ne zaman dikkat etmek gerekir?

Şu durumlarda biraz daha yakından bakmak ve uzman desteği almak gerekir:

  1. Süreklilik ve artış varsa; davranış giderek yoğunlaşıyor ve neredeyse her etkileşim bir çatışmaya dönüyorsa
  2. Her ortamda aynıysa; evde, okulda, farklı yetişkinlerle… Her yerde aynı zorlayıcılık varsa
  3. İlişki kopuyorsa; artık mesele sınır değil, sürekli bir güç savaşı haline geldiyse
  4. Çocuk kendini regüle edemiyorsa; en küçük hayal kırıklığında yoğun patlamalar oluyorsa ve toparlanma zorlaşıyorsa
  5. Ebeveyn tükeniyorsa bu da önemli bir veri. Çünkü bazen sorun çocuğun davranışı değil, sistemin sürdürülemez hale gelmesidir.